GENÇLİK EGEMENLER KARŞISINDA NEDEN ÖRGÜTLENMELİ_3
Kadın aktifleşmedikçe, içinde yer almadıkça Kürt toplumu bu kadar etkilenmezdi, harekete geçmezdi. Yüzbinlerce, milyonlarca kadın, erkek alanlara, meydanlara dolmazdı.
Apocu gençlik nasıl ki Kürdistan devriminin öncüsü, motora yerleştisa, gerilla gücü oldu, dağları zapt etti, zulüm duvarlarını yıktı, devlete kafa tutmaya cesaret etti, Türk ordusunu büyük bir batağa sapladı. Bu bir Apocu ruh eseriydi, Apoculukta ‘olmaz’ yok, zorluk yok, engel yok. Asıl olan özgürlük ve insanlıktı, insanda ısrardı, her şeyin bir sonraki insan ve öz gücü konuldu. Bunun da büyük sonuçlarının yarattığı ortadadır. Bugün PKK hareketi hiçbir devlete bağlı değildir. Tek bir devlet maddi veya silah kullanma ile çalıştırma yürütmüyor. Bütün devletlerle ilişki organları da hazırdır, bütün devletlere karşı tavrı almaya da hazırdır. Bu kararlılıktan vazgeçmedi. Onun için Başkan APO ideolojik bağımsızlığı her eşyasını elinde bulunduruyor. Çünkü ideolojik bağımsızlığını yığınlarısen, toplum dinamiğine dayalısan, bütün mücadele araçlarını yaratsın, bütün imkanları yaratsın. Zor, yorucu olabilir, ama bağımlı olmaz, herhangi bir devlete olamaz bağımlı olmaz. 1975 de Barzani hareketinin tasfiyesi burada çok iyi bir örnektir. Amerika İran üzerinden destek veriyordu. İran Şahı Irakla anlaşınca yardım, desteği kesti. Barzani Amerikaya ünlü mektuplar yazdılar. “Bizi de bir eyaletiniz olarak kabul edin” dedi. Sonunda büyük bir trajik yenilgi, tasfiye yaşandı, peşmerge gücü dağıtıldı.
Ama PKK’nın tarihinde böyle pratikler yok. Böyle dayatmalar, zorluklar yok. Her zaman insanların özünü esas aldı. İşte Apocu gençlik bu anlayışı ve bu ideolojiyi esas alırsa başaramayacağı bir şey yoktur. İlk çıkışlar çok önemlidir. PKK ye ruh veren, çığır açan Kemal Pir, Hakkı Karer gibi arkadaşıyla hiçbir zaman unutmamalıyız. Bunlar Kürt değillerdi, Kürdistan’ı görüyorlardı. Türkiye’de sosyal şovenizm sol içinde yaygındı. Ama başkanın tanıyınca, ondaki ciddiyeti merkezleri Sosyalizm, devrime, Ortadoğu birliğine içtenlikle bağlandılar, inandılar, göçmensiz Kürdistan’a geliş eğitimi katıldılar ve büyük gelişmelere damga vurdular. Onun için de ilk hedef olan, ilk vurulan da Hakkı Karer oldu. Bugün Ortadoğu’ya daha çok açılıyoruz. Fars, Kürt, Arap, Türk, Türkmen, Asuriler, Ermeniler, Ortadoğu?nun toplumlarıyla, Bütün kültürleriyle gerçekten bu tarihi mirasa layık biçimlerde buluşma, kavuşma, kucaklaşma, büyük bir Rönesans, aydınlanma Ortadoğu’da yaşıyor. Başkanın öncülüğü, ideolojik ve siyasi yeteneği, bu hareketin gücü mevcut ulus-devletlerin çürümüşlüğünü, mezhepçiliğini, ulusalcılığını, ırkçılığını ve faşizmi aşacaktır. Bu toplumsal sorunları ağırlaştırdılar, çözemediler. Halkları bölgeye yaklaştırma yerine sürekli uzaklaştırdılar, sürekli düşmanlık ve çatışma tohumlarını ektiler. Bütün bunlara son verecek zihinsel, düşünsel yeni akım, bir dalga olarak PKK bu rolü oynayacaktır. Bu temelde Apocu gençlik hayallerini büyük tutmak, enerjisini devrime akıtmak, çoğu Apocu’yu inşa etmek durumundadır. Bunlar olursa hiçbir engel önümüzde duramaz. aydınlanma Ortadoğu’da yaşıyor. Başkanın öncülüğü, ideolojik ve siyasi yeteneği, bu hareketin gücü mevcut ulus-devletlerin çürümüşlüğünü, mezhepçiliğini, ulusalcılığını, ırkçılığını ve faşizmi aşacaktır. Bu toplumsal sorunları ağırlaştırdılar, çözemediler. Halkları bölgeye yaklaştırma yerine sürekli uzaklaştırdılar, sürekli düşmanlık ve çatışma tohumlarını ektiler. Bütün bunlara son verecek zihinsel, düşünsel yeni akım, bir dalga olarak PKK bu rolü oynayacaktır. Bu temelde Apocu gençlik hayallerini büyük tutmak, enerjisini devrime akıtmak, çoğu Apocu’yu inşa etmek durumundadır. Bunlar olursa hiçbir engel önümüzde duramaz. aydınlanma Ortadoğu’da yaşıyor. Başkanın öncülüğü, ideolojik ve siyasi yeteneği, bu hareketin gücü mevcut ulus-devletlerin çürümüşlüğünü, mezhepçiliğini, ulusalcılığını, ırkçılığını ve faşizmi aşacaktır. Bu toplumsal sorunları ağırlaştırdılar, çözemediler. Halkları bölgeye yaklaştırma yerine sürekli uzaklaştırdılar, sürekli düşmanlık ve çatışma tohumlarını ektiler. Bütün bunlara son verecek zihinsel, düşünsel yeni akım, bir dalga olarak PKK bu rolü oynayacaktır. Bu temelde Apocu gençlik hayallerini büyük tutmak, enerjisini devrime akıtmak, çoğu Apocu’yu inşa etmek durumundadır. Bunlar olursa hiçbir engel önümüzde duramaz. Bu toplumsal sorunları ağırlaştırdılar, çözemediler. Halkları bölgeye yaklaştırma yerine sürekli uzaklaştırdılar, sürekli düşmanlık ve çatışma tohumlarını ektiler. Bütün bunlara son verecek zihinsel, düşünsel yeni akım, bir dalga olarak PKK bu rolü oynayacaktır. Bu temelde Apocu gençlik hayallerini büyük tutmak, enerjisini devrime akıtmak, çoğu Apocu’yu inşa etmek durumundadır. Bunlar olursa hiçbir engel önümüzde duramaz. Bu toplumsal sorunları ağırlaştırdılar, çözemediler. Halkları bölgeye yaklaştırma yerine sürekli uzaklaştırdılar, sürekli düşmanlık ve çatışma tohumlarını ektiler. Bütün bunlara son verecek zihinsel, düşünsel yeni akım, bir dalga olarak PKK bu rolü oynayacaktır. Bu temelde Apocu gençlik hayallerini büyük tutmak, enerjisini devrime akıtmak, çoğu Apocu’yu inşa etmek durumundadır. Bunlar olursa hiçbir engel önümüzde duramaz.
Demokratik Ulusla perspektifiyle öncü rolümüzü bitirme durumundayız. Dediğimiz gibi mevcut sistemden en çok gençliği etkiler. En kolay örgütlenebilen, karşı çıkılabilecek olan da gençliktir. PKK de bir gençlik hareketi olarak doğdu. HPG bir gençlik gerilla örgütü olarak mücadelesini yürütüyor. Bir demokratik toplum-ulus kurulacaksa, herhalde en geri kesimleri veya yaşlılar sınıfı ile bu iş yürütülmeyecek. PKK var, PKK çığır açıyor, Önderlik ideolojik, teorik-pratik devrim yapıyor. Ama bunun ana gücü, dinamosu, pratikçisi de doğal olarak gençliktir. Yeniye açık, yeniyi savunabilecek, ütopyalarına, iddialarına bağlı kalabilecek gençlik kesimtir. Gençlik nasıl ki devrimin temel gücü ise, yeni toplumun da kurucu gücüdür. Kendini eğittikçe, kendini örgütledikçe, yüzbinlerce genç nüfus bağrında toplarken, bunun kadrosuyla,
Genç kadın, -genç kitleyi tümünü katıyoruz buna- kadının içinde olmadığı bir Devrim, gerçek bir Devrim değil. Bu artık bir saptamayı aşma, realiteden çıkan bir sonuçtur. Çünkü biz Çin’de, Sovyet devriminde gördük. Muazzam devrimci atılımlar yapıldı, tarihin en büyük devrimleri düzenlemesi, dünyayı sarstılar, egemen oldular, istedikleri gibi topluluk eğittiler, istedikleri kadar kadro oluşturdular. Ama gerçek kişilerin kadın vücudunu özgürleştirmeyince, dinamikleri harekete geçirilmedikçe, yine toplumsal inşaya öncülük etmeye devam ettikçe tökezledi. Kadının rolü burada çok iyi görmemiz lazım. Kürdistanda bir savaş, direnişi yürütüyorduk. Ama kadın aktifleşmedikçe, içinde yer almadıkça Kürt toplumu bu kadar etkilenmezdi, harekete geçmezdi. Yüzbinlerce, milyonlarca kadın, erkek alanları, meydanlara dolmazdı.
DAİŞ dini kullanarak ölüme giden giden binlerce insanı eğitti, kazandı. Ama ameliyathaneye gitti, çok geriye attı, kapattı, yok olsaydı. Erkekler dünyasını daha çok bir çıkardı, egemen kıldı. Onun için hiç kimse için çekici olmadı, cazibesi olmadı. Ne kadar şeriat? da dese, en iyi dini ben kuruyorumda dese, hücreler erkeklerle sınırlı kaldı, toplumsallaşmadı ve giderek yıkıldı, yıkıma gitmek zorunda da terk edildi. Her konuda insanlığa ters, insanlık değerlerine düşman, uyuşmayan, insanların inançlarını, kültürlerini yok sayan, toplumu toplum yapan değerlerden koparacak kadar insanlıktan çıkmış bir akım. Alternatif olma şansı zaten yoktu.
Bu boyutlar dediğimiz gibi çok farklı araştırma incelemesi söz konusudur. Çok daha da üzerinde konuşulup tartışılacak da. Bizim anlatmak, demokratik toplumların yaratılmasında, kadının mutlaka olmazsa olmaz yoluna devrimci mücadeleye dahil edilmesidir. Ama öncü bölgede, sözde devrime güç akıtma, güç verme hizmetleri, devrimi değil kalıcı kılma sürekli kılma adına kadın mutlaka öncü bölgesi, örgütçü bölgede katılmalıdır, yönetici olarak oynamalıdır. Başka bir biçimde kitapçılığın güvenceye alınmasının, veri aktarımlarının imkânı yoktur. Bu uzantıdaki genç kadın örgütünün demokratik ulusta görmüşmiş, kadrolaşmış, örgütleyen, direnen bir güç görüşü profili geçidini, yeni koridor oluşturmayı hedefli. Yeni egemenliklere, yeni saptırmalara kapıları kapatacak, gerçek kapsamlı kadın bakışını aşılayan, kadın eksenli bir demokratik ulus örgütlenmesi ancak genç kadının aktif biçimli yerleşimiyle oynaması mümkündür. Eğer kadınlar devrime dediğimiz tablolar, yani ileriye dönük olarak ilerlersa bu toplumsal değişimlerde tüm kapıların açılması anlamı gelir. Çünkü en basit hesapla toplumun çoğunluğu kadındır. Toplumun demokratik özgürleştirilmesi, eziliyorsa, dışlanıyorsa var olan erkeklerin dünyasıyla da adalet, özgürlük, özgürlük kurulamaz. Savaşları kazanabilirsin, ama kitap gizliliğine ulaşamazsın. Yurtiçinde bu devrim yenilgiye, tasfiyeye ulaşır, bütün emeklerin, bütün mücadelelerin Sovyet örneklerinden de derslerle heba geride kalanları, tasfiye yatakları için kesinlikle genç kadının geçmiş mirası, toplumsal öncülüğünü, koruyucu görevini oynaması gerekir, buna aday olması lazım, kendine güvenmesi gerekir. Bu kutuları başkasına devredemez, erteleyemez, kimse insana özgürlük vermez. Özgürlük uğruna mücadele edilen, kazanılan bir olgudur.
Demokratik ulus yaratılırken, o ulusun örgütlenmesini sürdürmek, öz savunma dinamiklerini kurmamız gerekiyor. Bunu yaparken tarih ve toplum ilkelerini, iktidar ve devlet bağlantısını ve bölümlerini gözden kaçırmamak gerekiyor. Güncel olarak aslında pek çok şey artık bilinen, görünen oldu. İletişim kanalları, aygıtları çok gelişmiş, dünyada olup biten her şey anında öğrenilebiliyor. İlgisi olan, kendini eğiten insanları çok iyi görürsünüz. Ulus-devletler bugün toplumların gelişiminin önündeki en büyük engele karşı geldiler. Bir Türkiye?yi ele geçirmek için. En iyi tanığımız, izlediğimiz ülke olduğu için sahip olduğumuz. Devlet dev gibi şişirilmiş bir polis ve asker teşkilatını besliyor. Toplumun tüm boşluklarında sürekli bir istihbarat teşkilatı var. Tarikatlar, vurgunculuk, soygunculuk, hazine imkanlarını kendi arasında paylaştırma, iktidara taban oluşturacak sermaye gruplarını yaratma. Bütün bunlar sıkıyönetim ve yüce hallerle, tehdit ve zorla toplumdan çalınan paralarla kurulan büyük televizyon şirketleriyle sürekli toplum kuşatılmaya, bilgi kirliliğine, kuru propaganda ile önünü göremez hale getiriliyor. Buna rağmen örgütleniyor ve direniyorsa öldürülmeye, tutuklanmaya, hapse atılmaya çalışılıyor. Ortadoğu’da muazzam enerji kaynakları, büyük zenginlik kaynakları var. Her taraf kan gölü içinde. Bu devletlerin oyunları, kirli politikalar sonucu DAIŞ gibi çeteler türetildi. Büyük zenginlik kaynakları Amerika’ya, Avrupa’ya akıtılıyor, silah olarak, ölüm aygıtıları olarak bölgeye taşınıyor. Dünyanın yapısını de olumsuz etkileme, yıkım ve tahribatı sadece Ortadoğu ile sınırında kalıyor. Bütün bunlar sıkıyönetim ve yüce hallerle, tehdit ve zorla toplumdan çalınan paralarla kurulan büyük televizyon şirketleriyle sürekli toplum kuşatılmaya, bilgi kirliliğine, kuru propaganda ile önünü göremez hale getiriliyor. Buna rağmen örgütleniyor ve direniyorsa öldürülmeye, tutuklanmaya, hapse atılmaya çalışılıyor. Ortadoğu’da muazzam enerji kaynakları, büyük zenginlik kaynakları var. Her taraf kan gölü içinde. Bu devletlerin oyunları, kirli politikalar sonucu DAIŞ gibi çeteler türetildi. Büyük zenginlik kaynakları Amerika’ya, Avrupa’ya akıtılıyor, silah olarak, ölüm aygıtıları olarak bölgeye taşınıyor. Dünyanın yapısını de olumsuz etkileme, yıkım ve tahribatı sadece Ortadoğu ile sınırında kalıyor. Bütün bunlar sıkıyönetim ve yüce hallerle, tehdit ve zorla toplumdan çalınan paralarla kurulan büyük televizyon şirketleriyle sürekli toplum kuşatılmaya, bilgi kirliliğine, kuru propaganda ile önünü göremez hale getiriliyor. Buna rağmen örgütleniyor ve direniyorsa öldürülmeye, tutuklanmaya, hapse atılmaya çalışılıyor. Ortadoğu’da muazzam enerji kaynakları, büyük zenginlik kaynakları var. Her taraf kan gölü içinde. Bu devletlerin oyunları, kirli politikalar sonucu DAIŞ gibi çeteler türetildi. Büyük zenginlik kaynakları Amerika’ya, Avrupa’ya akıtılıyor, silah olarak, ölüm aygıtıları olarak bölgeye taşınıyor. Dünyanın yapısını de olumsuz etkileme, yıkım ve tahribatı sadece Ortadoğu ile sınırında kalıyor. kuru propaganda ile önünü göremez hale getiriliyor. Buna rağmen örgütleniyor ve direniyorsa öldürülmeye, tutuklanmaya, hapse atılmaya çalışılıyor. Ortadoğu’da muazzam enerji kaynakları, büyük zenginlik kaynakları var. Her taraf kan gölü içinde. Bu devletlerin oyunları, kirli politikalar sonucu DAIŞ gibi çeteler türetildi. Büyük zenginlik kaynakları Amerika’ya, Avrupa’ya akıtılıyor, silah olarak, ölüm aygıtıları olarak bölgeye taşınıyor. Dünyanın yapısını de olumsuz etkileme, yıkım ve tahribatı sadece Ortadoğu ile sınırında kalıyor. kuru propaganda ile önünü göremez hale getiriliyor. Buna rağmen örgütleniyor ve direniyorsa öldürülmeye, tutuklanmaya, hapse atılmaya çalışılıyor. Ortadoğu’da muazzam enerji kaynakları, büyük zenginlik kaynakları var. Her taraf kan gölü içinde. Bu devletlerin oyunları, kirli politikalar sonucu DAIŞ gibi çeteler türetildi. Büyük zenginlik kaynakları Amerika’ya, Avrupa’ya akıtılıyor, silah olarak, ölüm aygıtıları olarak bölgeye taşınıyor. Dünyanın yapısını de olumsuz etkileme, yıkım ve tahribatı sadece Ortadoğu ile sınırında kalıyor. Büyük zenginlik kaynakları Amerika’ya, Avrupa’ya akıtılıyor, silah olarak, ölüm aygıtıları olarak bölgeye taşınıyor. Dünyanın yapısını de olumsuz etkileme, yıkım ve tahribatı sadece Ortadoğu ile sınırında kalıyor. Büyük zenginlik kaynakları Amerika’ya, Avrupa’ya akıtılıyor, silah olarak, ölüm aygıtıları olarak bölgeye taşınıyor. Dünyanın yapısını de olumsuz etkileme, yıkım ve tahribatı sadece Ortadoğu ile sınırında kalıyor.
Popüler kültür, pop müzik çok yaygın batıda, bütün dünyayı incelemektedir. Bu konuda kurulu özel televizyon kanalları var, internet çok yaygın olarak kullanılıyor. Gerçekten bir tüketim sanayi kısıtlamaları geldi. Halkların derin tarihsel bakışlarını, açıklamalarını, kültürlerini artık bunlara karşı koyamıyor. Kapitalizm bu hesabın girince, istihbarat, silah satışıyla, sinemasıyla, hamburgeriyle, kolasıyla, pop müziğiyle bütün o tarihi itibariyle ya da mükemmel halkları koruma, sahiplenme, harcama kültürlerini kabul ederek barış içinde bir arada yaşama gibi bir derdiyle yok. Kar amaçlıdır, nerede ne kadar kâr varsa, nerede ne kadar ele geçirirse; toplumu, doğayı toplamak için pahasına her türlü yozlaşmaya yol verecek yürütüyorlar. Sanat bugün yine öyledir, tam bir toplumu boşaltma, toplum saptırma, toplumun köklerinden koparma tarzına dönüştü, sanayi sektörüne dönüştü. Para olan üretim yapabiliyor, tiyatro açabiliyor, televizyon kurabiliyor. Yoksa pencereler devrimcilere, demokratlara, halk sanatçılarına kapatılmış durumda. Türkiye’nin büyük şarkıcıları ya da türkücüleri ağırlıklı Kürtlerdir. Bunlarda Kürtleri çalarak, Türkçeye çevirerek yapıyorlar. Burjuva yasalarına göre ne bir telif hakkını elinde bulunduruyor, ne de nereden kullandığını söylemediğini söylüyorlar. Bu kültür; sinema dizileri ile ırkçı, faşist, toplum toplumsal gerçeklerden koparan, ütopik, hayatla bağı olmayan, hayal dünyalarını çarpıtan bir yayıncılık var dünya çapında. Örneğin internet, televizyonlar olumlu kullanılırsa, halkları doğru aydınlatma, bilinçlendirme, eğitme, kültür alışverişinde köprü rolü oynama olursa dünya büyük oranda olumlu yönler. Fekat yapılan o değildir. İnternetin kendi araştırmalarına göre, yüzde 80?i amaç dışında kullanılıyor. Her türlü ilişki, her türlü bozuk-yoz ilişki her kullanıma açık yani, herkes ona ulaşabiliyor. Hayata girmek, hayatla uğraşmak, hayatı değiştirmek, hayatın tadını çıkarmak yerine, insanların zamanlarının çok önemli bir kesimini internet başında, televizyon başında kalıyor. Zaten onun için “sanal âlem”, “sanal dünya” diyorlar. Gerçekte koparılmış bir yaşam ilişkisi, mücadeleyi teslime, mücadeleden kopmuş insanlar topladı, aptallara, şaşkınlara, sarhoşlara dönmüş bir toplum oluşturan yapılar. Burada estetik, etik değerler, insanın özü, emekle, sevgiyle, özgürlükle bağı çok geri plana atılıyor. “olursa da olur, olmazsa da olur” kabilinden ele aliniyor. Öyle olacağına da zaten pratikte olmuyor. Çünkü para biriktiren, popüler olan ya da ünlü olan devletlerin önünü açtığı, benimsediğidir. Ahlak, özgürlük, öz güç doğal olarak öne çıkmaz. Bunların unutulan değerleri olur. Dürüstlük, temizlik, güvenlik, aptallık olarak organlar. Yeni nesillerin gözetlediği yayınların, açıkgözlülerin, vurguncuların, yalancıların farklı ağızları, onun içinde yaygınlaşması.
Kapitalist sistemi biraz böyle tanımlayabiliriz. Örneğin Türkiye’de 1970’lerde yetişen kuşaklar o devrim heyecanı, coşkusunu ayakta tutanlar ile günümüzdeki kapitalist topluluğu, dünyanın daha çok kuşağını Türkiye’nin büyük genelgeçidi gençlik kuşağına bakalım. Arada dağlar kadar fark var. Ütopyaları, iddiaları öldürülmüş, içi boşaltılmış bir gençlik yetiştirildi. Tüketim kalıplarına sıkıştırılmış insanlar sistem tarafından üretiliyor. Aslında insan yetiştirmek en büyük sanattır ya da en önemli iştir, en büyük yatırımın yapılması gerekir. Teoride bu çok söyleniyor, ama insan yetiştirilmiyor, kapitalist sistem için çalışan, ona biat eden, kâr aracına dönüşen insanlar üretiliyor. Adeta bir fabrikadan çıkmış gibi, tek tipleştirilmiş, nasıl ki tek din, tek dil, tek devlet, tek bayrak, diyorsa, aslında ideolojik olarak da homojenleştirilmiş, tek tipleştirilmiş bireyler istiyor. Devlet bir fabrika gibi böyle şeyler yapıyor. Örneğin Erdoğan bugün ne diyor, İşte “dinini bilen, kültürü bilen nesil yetiştireceğiz” diyor. Fethullah da “Altı nesil” asker. Ama işte bugün hikayeleri öldürecek hale gelmişler. soruşturma hakkında her türlü yalanı söylüyor, komplo düzenliyor, kan döküyorlar. Kürtlerin insanca yaşam arayışları kanla, nihayetinde, muazzam ideolojik-psikolojik savaşla karşılık buluyor. Din yıkım, ölüm, köleleştirme aracı olarak aşırı derecede kullanılıyor. İşte onların yetiştirdiği ya da öğrettiği insan tipi böyle tiplerdir. Ama işte bugün hikayeleri öldürecek hale gelmişler. soruşturma hakkında her türlü yalanı söylüyor, komplo düzenliyor, kan döküyorlar. Kürtlerin insanca yaşam arayışları kanla, nihayetinde, muazzam ideolojik-psikolojik savaşla karşılık buluyor. Din yıkım, ölüm, köleleştirme aracı olarak aşırı derecede kullanılıyor. İşte onların yetiştirdiği ya da öğrettiği insan tipi böyle tiplerdir. Ama işte bugün hikayeleri öldürecek hale gelmişler. soruşturma hakkında her türlü yalanı söylüyor, komplo düzenliyor, kan döküyorlar. Kürtlerin insanca yaşam arayışları kanla, nihayetinde, muazzam ideolojik-psikolojik savaşla karşılık buluyor. Din yıkım, ölüm, köleleştirme aracı olarak aşırı derecede kullanılıyor. İşte onların yetiştirdiği ya da öğrettiği insan tipi böyle tiplerdir.
Kürdistan gençliğinin, dünya gençliğinin gerçekten tarihe merak sarması lazım. Tarihi öğrenmesi gerekiyor, kendi ulusunu, kültürünü, gelişimini, toplum dinamiklerini bilmelidir. İnsan toplumsuz olamaz, toplumsuz insan olamaz. İçi boşaltılmış insancıklar olur. Üretimsiz, doğasız bir toplum yoktur. Öyle çalıp çırpan, yarı işsiz, yarı iş peşinde koşan, yarı aybaşını zorlayan insanlar, yalan-dolan, birbirini vurmaya kadar aç gözlülük kışkırtılıyor. Böyle bir toplum yıkılacak toplumdur, iflas olmuş bitmiş bir toplumdur. Onun için kapitaliste, Toplum kırım uyguluyor, toplum kırımı temsil ediyor, hoş geldiniz. İnsanlar doğayla, toprakla iç içe olmazsa, üretmezse; onun dökümü, öz varlığı, öz gücü, yani insan olma, emeğe dayanma, ahlaki ölçüler, estetik, öz kültür, öz güven olmaz. Bunu derken başka kültürlere, dünya mülkiyetine kapalı olma özellikleri değildir. Ama egemenlere, iktidara teslim olmama, onların bize empoze etmelerini kabul etmeyip daha çok öz kültüre vurgu yapılıyor. Bütün halkların, toplumların tarihi bir geçmişi, yetkileri vardır. Toplumlar tarihi oluşumlardır, öyle kısa sürede olmaz yani. Orada burada dükkânlarda satılan, kurulan fabrikalara benzemezler. Bir tarihsellik var, maddi-manevi tarihi bir birikim var. Kürtlerin yazılı edebiyatları yok, yok okudular, hafızasını sildiler, ama Kürtlerin örnekler destanları, kılamları az mı önemsizdir, az mı toplumu anlatır? Kahramanlıklarını, acılarını, özlemlerini, aşklarını bütün toplumlarda anlatıldığı gibi anlatırlar. Tüm toplumlar öyledir. Köksüz, kültürsüz bir toplum yoktur. Yüzlerce yıl doğayla kurduğu bir bağ vardır ve onun dili, sanatı, şarkısı, türküsü, destanı vardır. Bunu küçümsememeliyiz. Üniversite kantinlerinde ya da işte internet âlemlerinde kimse kültür öğrenmedi. Kapitalizm, var olanlardan bile anlama kurutuyor, sektöre, maddiyata dönüştürüldü, paraya çevrildi bir iç kurutma, iç boşaltma operasyonu var.
Bu paketi Kürdistan gençliğinin kendi öz kültürüne sahip olması gerekir. Kültürel yabancılaşmayı kesinlikle iade etmeyi. Kapitalist şehir yaşamına, çocuğuna, çocuğuna koşmaya oğul vermelidir. Orada dünyaya getirilebilir, orada yaşamak zorunda olabilir, ama taşıdığıyla, tabiatıyla, tarihiyle, kimliğiyle ve kültürüyle buluşma savaşı vermelidir.
Bu temelde ele bir kanatta bir bütün toplum canlılar gibi kendini savunmak zorundadır. Bütün canlıların savunma bölümleri vardır. Yoksa yaşam olmaz, yaşam da en önemli varlıklar ve değerleri bildiğine göre, bütün canlıların yaşama karşı büyük hassasiyetleri vardır. Kimsenin diğer canlıların ölümü karşısında kayıtsız kalmaz, tehlikeyi gördüğünde hepsi ayaklanır, tüm özelliklerini sergilerler. Aynı şey insan toplumu, insanlar için daha da geçerlidir. Çünkü insanların anlam dünyası gelişmiş, bilinç düzeyi yüksek, olanı biteni ölçüp biçecek varlıklardır. Uluslar da öyledir, uluslar var olacaksa kendine göre bir sistem kuracaksa, örnek özgürlük, adalet, özgürlük, insan hakları, kültür olur. Buna hem içten hem dıştan saldıranlar olur. İçten egemenler, dıştan da emperyalist, kapitalist güçler ortaklaşarak sömürüyü derinleştirmek isterler. İç egemenlerin dış düzenlemeleri vardır. Dış destekçilerin de iç işbirlikçilere ihtiyacı var. Böylece onlar birleşirler, toplumların savunma güçlerini kırmaya, dağıtmaya, iktidar gruplarını topluluğa egemen kılmaya çalışırlar. Biz de toplumsal kazanımlarımızı, demokrasi ve özgürlük alanlarımızı değerlendirmemizi istemiyorsak, geliştirme hedefinde isek, o zaman bunu korumamız da gerekiyor. Toplumun savunma kolunu, öz dinamiklerini, savunma yürütme örgütlemeliyiz. Bunun öncüsü de yine gençlik olacaktır. Yani temel örgüt, öncü güç gençlik olacak. Gençlik olmadan Ordu olmaz, gençlik olmadan gerilla olmaz, gençlik olmadan toplumsal savunma olmaz. Kadın-erkek gençlik nasıl ki toplumsal devrime, değişime öncülük edecekse, doğal olarak onun savunmasına da öncülük edecek. Bunun başka bir anlatımı ya da izahı olmaz.