39 YILDIR KESİNTİSİZ SÜREN DİRENİŞ DESTANI
Rauf KARAKOÇAN
Kürt özgürlük hareketinin diren iş mücadelesinde müstesna bir yere sahip olan 15 Ağustos 1984 atılımının 40. yıl dönümünü karşılarken, geride bıraktığı mirasın doğru sahiplenilmesi halinde başarı ve zafer kaçınılmaz olacaktır. 15 Ağustos’tan çıkarılması gereken en temel derste başarı ve zafere kilitlenmeyi gerektirir.
15 Ağustos silahlı direniş mücadelesinin başladığı dönemi, gerçekleştiği koşullar içinde değerlendirmek, geleceğimize ışık tutması açısından gereklidir. Eruh ve Şemdinli’de gerçekleşen askeri eylemin muhtevası, niteliği, çapı, kapsamı bir yana; tarihin akışını değiştiren özellikte olması taşıdığı derin siyasi anlam bakımıyla eylemi, önemli kılmaktadır. Hep kanla ve katliamla bastırılmış Kürtlerin isyan, ayaklanma ve başkaldırı tarihinde 15 Ağustos hamlesi, en uzun ömürlü olan ve halen de devam eden direnişi de aynı zamanda temsil etmektedir. Modern önderliğe sahip olan gerilla savaşının, Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesinin, Kürt halkının özgürlük davasının, ulusal ve bölgesel çaptaki etkileri tartışılmazdır.
12 Eylül 1980 faşist askeri cuntanın devrimci mücadelede yarattığı tahribatlar, sol hareketlerin tümünde onarılamayacak düzeyde derin krizlere yol açtığı koşullar tam anlaşılmadan 15 Ağustos’un anlamı da yeterince kavranamaz. Türkiye ve Kürdistan’da yükselen devrimci dalganın bir kılıç darbesiyle bertaraf edildiği, binlerce devrimcinin tutsak edildiği, zindanlarda yıllara varan ağır işkencelere maruz kalındığı, halkta tam bir mezar sessizliğinin hüküm sürdüğü bir dönemde, 12 Eylül askeri faşist rejime karşı durmak ve ölümcül darbeyi indirmek, kendi koşulları içinde devrimsel nitelikte bir çıkıştır.
Sömürgeciliğe karşı savaşma kararını vermek bile o koşullarda büyük bir cesaret ister ve büyük bir kararlaşmayı gerektirir. 15 Ağustos işte böylesine büyük bir kararlaşma ve cesaretin timsalidir. 15 Ağustos aynı zamanda faşist rejimin ulaşmak istediği menzile varmasını engellemiştir. Faşizm, kendi amaçlarına ulaşamadan 15 Ağustos hamlesiyle başarısızlığa ve yenilgiye mahkûm edilmiştir.
15 Ağustos atılımı kriz yaşayan sol hareketleri için de doğru yolu gösterme açısından tarihi misyonunu yerine getirmiştir. Denizlerin, Mahirlerin ve İbrahimlerin mirasına da sahip çıkarak mücadele bayrağını devir almıştır. Zindanlardaki amansız direnişin doğru temsilini yapmıştır. PKK kadro ve savaşçılarının ateşle sınandığı bir mekandır, zindanlar. Mazlum, Hayri, Kemal gibi önder kadroların mahkeme salonlarında haykıran sesi, zindanda yükselttikleri direniş, Agit arkadaş komutasında gerillayla buluşmuştur. Zindan direnişi dağa taşınmıştır. Faşist cuntacı askeri yargı mahkemelerinin verdiği idamların önüne geçilmiştir. 15 Ağustos çıkışı, Sömürgecilikten zarar gören herkese, dirilişe ve direnişe ortak olmaya, katılmaya çağrı niteliğini taşımaktadır.
PKK; Eruh ve Şemdinli eylemleriyle hem Türk solu ve hem de Kürt özgürlük mücadelesi için birçok açıdan diriliş kabilinden yeni bir ruh yaratmıştır. Tasfiye, dağılma, teslimiyet, mülteci duruma düşme, devrimci mücadeleden uzaklaşma, halka sırtını dönme gibi birçok olumsuzluğun hüküm sürdüğü bir dönemde; mücadelede azmini bilemiş, kıvılcımı yangına çevirmeyi bilmiş, kavgayı alabildiğince büyütmüştür. Eruh ve Şemdinli eylemleri düşmanı adeta sersemletmiştir. Beklenmedik bir anda ve beklenmedik bir yerde çok başarılı bir eylem yapılmış. Faşist iktidarda tam bir şok etkisi yaratmıştır.
15 Ağustos atılımı sonrası Kürt özgürlük hareketine 24, 48, 72 saat ömür biçilmesine rağmen, nefes nefese verilen bir direniş mücadelesiyle 40. yıla merdiven dayamıştır. Başkan Apo’nun düşünceleri, Agit (Mahsum Korkmaz) arkadaşın askeri dehasıyla buluşarak başarılı bir şekilde Eruh ve Şemdinli’de pratikleşmesi, faşizme karşı ciddi bir meydan okuma olduğu gibi, geleceğin nasıl karşılanması gerektiğini de belirlemiş oluyor. Yani PKK öncülüğünün direnişle tescillenmesidir söz konusu olan. Önderlikte stratejik düşünce gücünün keskin mücadele yöntemiyle hayat bulması halinde, nelere kadir olacağını bir kez daha ortaya koymuş ve safları netleştirmiştir. Ulusal çapta mücadeleyi esas alarak sömürgeciliği yıkmayı hedefleyen ve gerilla mücadelesinin taktikleriyle halk savaşını göze alarak, umutsuz vaka haline gelmiş halk gerçekliği adına son bir umut haykırışıdır. Ve nihayetinde sonuç, her anlamıyla bir başarıdır
15 Ağustos devrimci direniş hamlesi, sömürgeciliğe sıkılan ilk kurşun olarak anlamlandırılması, Kürtlerin makus tarihinin yeniden yazılması anlamına da gelmektedir. Aynı zamanda Kürt halkının kara yazgılı talihinin de değişmesi oluyor. Mücadelenin sağlam temele dayalı gelişmesinde, birçok açıdan örnek teşkil edecek yeniliği içinde barındırmasına dönük bir hamle olmuştur. Mevcut düşmana karşı nasıl mücadele edilmesi gerektiğine dair kılavuzluk rolünü ise, hep yerine getirmeye devam etmektedir. Kısacası; direniş tarihimizde önemli bir dönüm noktasıdır, belirleyici bir çıkıştır.
15 Ağustos’un yenilmez ruhu 39 yıldır devam ediyor. PKK gerillası, bu geçen süreç içinde yenilmezliğini defalarca kanıtlamıştır. Çağımızın en gelişmiş silah teknolojilerine, düşmanın barbarca saldırılarına ve aşırı güç dengesizliğine karşı herkese parmak ısırtacak türden bir direniş içindedir. Yoğun bombardımanlara, hava üstünlüğüne, taktik nükleer silahlara karşı her şart ve koşulda büyük bir iradeyle direnerek mücadeleyi tünellerde sürdürmektedir. Bu direniş tarihini 15 Ağustos’un ortaya çıkardığı değerler, gelişmeler olarak okumak gerekir.
Kürdistan devriminin mimarı Başkan Apo’nun İmralı işkence sistemindeki direnişi başta olmak üzere, kahraman devrim şehitlerinin anılarına bağlılığın bir gereği olarak 15 Ağustos direniş ruhuyla mücadeleye sahip çıkılmalıdır. Her şart ve koşul altında bu görkemli diriliş tarihinin yazımında pay ve rol sahibi olmak gerekir.
Bu temelde, 15 Ağustos diriliş ve direniş bayramı yurtsever Kürdistan halkına kutlu olsun