Cemil Bayık: İkinci manifestoyu geliştiriyoruz
“Apocu Hareket her zaman su gibi akıyor” diyen Cemil Bayık, sadece Kürt sorununun değil, Ortadoğu halklarının ve insanlığın özgürlük ve demokrasi sorunlarının çözümüne dayalı “ikinci manifesto”yu geliştirdiklerini aktardı.
PKK, 5-7 Mayıs tarihleri arasında 12. Olağanüstü Kongresini gerçekleştirdi. Kongrede Parti’nin örgütsel yapısının feshedilmesi, silahlı mücadelenin sonlandırılması kararı alındı. Hem ulusal hem de uluslararası toplumda büyük yankı bulan gelişmeyi Kongre delegelerinden KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Kongre Divan Üyesi Xalide Engîzek ve Komalên Ciwan Koordinasyonu Üyesi Özgür Şerker, Stêrk TV’ye değerlendirdi.
Cemil Bayık: Öncelikle PKK’nin 12. Kongresi tüm Kürdistan halkına, Ortadoğu halkına, insanlığa, Rêber Apo’ya kutlu olsun. 12. Kongreyi Şehitler Ayı’nda gerçekleştirdik. Hareketimizin tarihinde her ayda şehitler var ama Mayıs Ayı Şehitleri’nin özel bir yeri var. Heval Fuat ve heval Rıza şahsında tüm Mayıs ayı şehitleri ile özgürlük ve demokrasi şehitlerini anıyorum, saygı ve hürmetlerimi sunuyorum. 12. Kongre başarılı bir şekilde gerçekleştiyse bu büyük bir emek, mücadele, bedel ve acılar sonucu gerçekleşmiştir. Başta Rêber Apo çok büyük bir emek verdi, bu emek üzerine kongre yapıldı. Şehitlerimiz, halkımız, dostlarımız, özellikle de Sırrı Süreyya Önder büyük bir emek verdi. Bu emekler, sonucu kongre başarılı bir şekilde yapıldı ve kararlar alındı.
PKK kurulduğunda kötü bir durum vardı. Türkiye’de sosyalist, demokrat hareketler büyük bir darbe yemişlerdi. Yine Kürt hareketleri, Kürtler ne kadar ayaklansa da ne kadar mücadele etse de katliamlarla, göçlerle, tutuklamalarla sonuçlanmıştı. Yani Rêber Apo müdahalesi tarihi bir müdahaleydi. Kötü koşullarda, imkanların olmadığı, zorlu dönemde müdahale etti. Eğer Rêber Apo’nun müdahalesi olmasaydı Kürt ve Kürdistan adına belki bugün hiçbir şey olmayacaktı. Kimse ne konuşurdu ne yaşardı. Bu bir hakikattir. Rêber Apo’nun çıkışı, müdahalesi öyle normal bir müdahale değildi. Normal şartlarda, imkanların olduğu dönemlerde olmadı bu müdahale. Rêber Apo öncülüğünde bu müdahaleyi yaptığımızda Kürt ve Kürdistan adına ortada hiçbir şey yoktu. Yani ne Kürdistan gibi bir ülkeyi kimse dile getiriyordu ne de Kürdistan yurtseverliğini kimse dile getiriyordu.
Rêber Apo yaptığı müdahale ile Kürdistan’ı da Kürdistan yurtseverliğini de ayağa kaldırdı. Tarihe geçirdi, büyük bir diriliş yarattı. Bundan dolayı Kürt halkı da, Ortadoğu halkı da, insanlık da bu hakikati çok iyi görmelidir. Rêber Apo henüz başlangıçta, parti kurulana kadar da birçok mücadele geliştirdi. İdeolojik, felsefi olarak çok çetin bir mücadele yürüttü. Bu mücadele üzerine partileşmeye gittik. Ankara’da küçük bir gruptu, daha sonra o grup ideolojik, ardından da siyasi bir grup oldu. Bu temelde bir gençlik hareketi oldu. Bu adımlar, birçok toplantılar üzerine partileşme hamlesi gelişti. PKK’nin kuruluşunun Kürdistan halkının tarihinde çok özel bir yeri var. Çünkü yok olma ile yüz yüze olan o tarihi değiştirdi. Kürtleri artık kendi tarihini yazacağı bir duruma getirdi. Çünkü o zamana kadar yazılan tarihler Kürtler için değildi, Kürtler yoktu o tarihlerde, Kürtlerin inkarı-imhası vardı. PKK’nin kuruluşuyla Kürtler kendileri için bir tarih yarattı.
Ağrı Dağı’na “Muhayyel Kürdistan burada meftundur/Hayali Kürdistan burada gömülüdür” yazılmıştı.
Cemil Bayık: Doğrudur, artık Kürt ve Kürdistan adına hiçbir hareket kalmamıştı, tasfiye edilmişlerdi. Katliamlarla, göçlerle, asimilasyonlarla… Yine Türkiye’deki sol-sosyalist hareketler de tasfiye edilmişti. Yani o adımların hepsi zorlu koşullarda, büyük bedellerle, büyük acılarla atıldı. Öyle rahat olmadı. Bu Hareket daha ilk hamlesini gerçekleştirdiğinde birçok kişi karşı durdu. Hareket’in önünü kesmek istediler. “Bu düşüncenin, bu felsefenin, bu mücadelenin Kürdistan’a girmemesi gerekir, bu Kürtlere bir şey kazandırmaz hatta Kürt ve Kürdistan adına var olan şeyleri de ortadan kaldıracaktır” diyorlardı. Bu şekilde engel oluyorlardı. Fakat Rêber Apo tüm bu engellerin karşısında durdu. Bunun sonucunda da Hareket adım attı, gelişti ve bugünlere ulaştı.
Rêber Apo’nun geliştirdiği mücadele, Kürtlerin her koşulda özgürlük ve demokrasi mücadelesi yürütebilecek duruma gelmesi içindi. Kürdistan’da özgür bir yaşamı esas aldı. “Eğer bir yaşam olacaksa özgür olacaktır” dedi. Mevcut yaşam Kürtleri yaşatan değil her gün ölüme sürükleyen bir yaşamdır. Buna yaşamak diyemeyiz. Bu yüzden Kürdistan adına, Kürdistan halkı adına, yaşam nedir, ölüm nedir bunu ortaya çıkardı ve herkesin anlamasını sağladı. Kürdistan’da nasıl bir mücadelenin, nasıl bir felsefenin, nasıl bir ideolojinin, nasıl bir siyasetin, nasıl bir önderliğin, nasıl bir örgütün, nasıl bir militanın, nasıl bir yurtseverliğin gelişmesi gerekir ki Kürtler ölümden kurtulup ayakta durabilsin, kendisi için yaşasın ve mücadele etsin. Rêber Apo, bunun için çok yönlü ve tarihi bir müdahale geliştirdi. Çünkü Kürdistan’da Kürt ve Kürdistan adına hiçbir şey kalmamıştı. Her şeyi yeniden yaratmak gerekiyordu bunun için de önce bir halkı yaratacaktı, ortada bir halk, bir Kürdistan yoktu. Ortada bir cenaze vardı. Bu cenazeyi ortadan kaldırıp canlandırması gerekiyordu. Rêber Apo’nun PKK ile geliştirdiği şey de bu temel üzerinedir.
Dünyada esaret altında olan birçok halk vardır. İşgalciler ülkeleri işgal etmiş, orada siyasetlerini yürütmüşler fakat hiçbir zaman Kürdistan’da yapılan şeyler yaşanmamıştır. Kürdistan farklıdır. Tamamıyla bir imha var, bu halde olan bir halkı canlandırmak, özgürlüğü için her koşulda mücadele edecek bir halkı ortaya çıkarmak, geliştirmek öyle kolay değildi. Bu yüzden dediğim gibi bütün bunlar büyük bedellerle, büyük acılarla, büyük mücadelelerle oldu. 1. Kongre yapıldığında bu büyük bir heyecan yarattı. Hem bende hem kongreye katılan arkadaşlarda hem de çalışmalarda olan arkadaşlarda ve halkta büyük bir etki yarattı. Kongre ilan edildikten sonra dünyada da kimse Kürt ve Kürdistan adına böyle bir hareketin çıkacağını hesaplamıyordu. Herkes şok olmuştu, Türk devleti de şok olmuştu, dünya da… Kürdistan’da halk arasında da, arkadaşlar arasında da büyük bir coşku ve moral olmuştu.
Belki Rêber Apo’nun 1. Kongrede attığı adımları herkes derinlemesine anlamadı ama öyle olsa bile Kürdistan ve Kürdistan halkı adına bir özgürlük ve demokrasi mücadelesi örgütlenmişti, ilan edilmişti. Bu herkeste büyük bir moral ve coşku yaratmıştı. Ben de o morali, coşkuyu, heyecanı yaşadım. Neden? Çünkü o zamana kadar Kürt ve Kürdistan adına hiçbir örgütlenme, mücadele yoktu. Örgütlü bir toplum yoktu, kimlik yoktu. Kürt halkı ilk defa bir tarihe ulaştı, bir örgüte, bir önderliğe, bir kimliğe, bir mücadeleye ulaştı. Bu yüzden önemliydi. O zamana kadar ölüm nedir, yaşam nedir kimse bilmiyordu. Nasıl ayaklanacaklardı, kimse bilmiyordu. Herkes artık işgalcilerin Kürtler için yazdığı kaderi kabul etmişti. Yani kaderimiz budur, bundan fazla bir şey yapamayız, diyorlardı. Rêber Apo ise bunu tersine çevirdi. Bu yüzden o müdahale tarihi bir müdahaledir. Kürt ve Kürdistan’ı yeniden yaratma müdahalesidir.
Rêber Apo bu şekilde başladı ve günümüze kadar birçok mücadele geliştirdi. PKK devrim içinde devrimi geliştirmedir. Rêber Apo’nun amacı özgür bir yaşamdı, özgür bir toplumdu. Bunun için de tüm ömrünü harcadı. Bundan sonuç da aldı. Başlangıçta Kürdistan’da büyük bir değer, büyük bir tarih, büyük bir kimlik yarattı. Dünya’da Kürtlerin herkes gibi yaşadığını ve yaşayacağını ispat etti. Çünkü o zamana kadar kimse Kürtlere böyle bir şeyi hak görmüyordu. Kürtler eskiden vardı artık yoktur diyorlardı. Fakat Rêber Apo Kürtlerin vardır ve var olacaklar dedi. Kürt halkının varlığını ispatlayıp Kürtleri ayağa kaldırdığında, kimlik, tarih, mücadele sahibi yaptığında, Kürt halkını özgürlük aşığı yaptığında Rêber Apo, “dirilişi başardık; bunu özgürlükle tamamlamamız lazım” dedi. Bunu 1993 yılında söyledi.
Artık Kürdistan sorununu siyasi ve demokratik yollarla çözmek istiyordu. Fakat Türk devletinin zihniyetinde inkar ve imha olduğu için başlatılan hamleyi sabote etti. O hamlenin gelişmesini, sorunun siyasi ve demokratik yollarla çözülmesini engelledi. Fakat Rêber Apo bunda ısrar etti. 1995 yılında daha büyük bir hamle geliştirdi. Demokrasi ve özgürlük amacını geliştirmek, Kürt sorununu siyasi ve demokratik yollarla çözmek için 5. Kongre’de Hareket’in önüne değişimi koydu. 1993 yılında geliştirdiği hamleyi daha da geliştirmek istedi.
Rêber Apo’nun amacı özgürlüğü, özgür bir yaşamı geliştirmekti bunu da ancak kadın özgürlüğüyle geliştirebilirdi. Bu yüzden kadın özgürlük teorisini, ideolojisini geliştirmişti, 5. Kongrede de örgütlenmesini geliştirdi. Bu temel bir değişimdi. Daha sonra 1998 yılında, 1993-95 yıllarında başlattığı hamleleri tamamlamak istedi. Temel bir değişim yaratmak istedi. Fakat buna Uluslararası Komplo ile cevap verdiler. Rêber Apo’nun bu hamleyi geliştirmesine müsaade etmediler.
Rêber Apo İmralı’da zorlu koşullarda, imkansızlıklar içinde ideolojik devrimi geliştirdi. Bir devrim geliştirdi. İdeolojik anlamda yeni bir devrim geliştirdi, Hareket’te temel değişimler geliştirdi. Sorunu bu temelde siyasi ve demokratik yollarla çözmek istedi. Fakat Türk devletinin zihniyetinde inkar ve imha olduğu için ‘Diz Çöktürme’ siyasetini geliştirdiler. Yani Kürt ve Kürdistan adına ne varsa ortadan kaldırmak istediler. Tüm bunlara rağmen Rêber Apo 1993 yılında esas aldığı hamleyi devam ettirdi, bunda ısrar etti. Türk devleti, siyasetiyle sonuç alamazdı. Hareket’i tamamen ortadan kaldırmak istiyordu fakat halkımız, gerilla, dostlarımız mücadele etti, büyük bedeller ödedi, büyük şehitler verdi, büyük acılar çekti ama soykırım siyasetinin başarıya ulaşmasına izin vermediler, o siyaseti boşa çıkardılar. Bunun yanı sıra Ortadoğu’da 3. Dünya Savaşı gelişti bu savaş da bazı sonuçlar ortaya çıkardı. Türk devleti ‘Diz Çöktürme’ siyaseti ile sonuç alamayacağını gördü, bunda ısrar ettiğinde Türkiye’deki sorunların derinleştiğini, Türkiye için tehlikelerin geliştiğini gördü. Ortadoğu’da gelişen savaşın da Ortadoğu’da temel değişimler yarattığını da gördüler o zaman yürüttükleri siyasetin Türk devleti için büyük tehlikeler yaratacaktı bu yüzden siyasetimizde değişiklik yapmalıyız dediler. 12. Kongre’ye bu şekilde geldik.
APOCU HAREKET HER ZAMAN SU GİBİ AKIYOR
Cemil Bayık: Rêber Apo’yu anladığım ilk an nasıl ki bende yeni bir değişim başladıysa, büyük bir moral ve coşku yaşadıysam, bunun üzerine de ilk kongre gerçekleştiğinde o moral ve heyecanım nasıl daha da büyüdüyse, 12. Kongre’de de moral, inanç, coşku, mücadele isteğim daha da arttı. Bunun sebepleri var. Çünkü Apocu Hareket her zaman akıyor, su gibidir. Başlangıçta belki çok küçük bir grupla başladı daha sonra o grup büyüdü, bir gençlik hareketi oldu, ardından bir parti oldu. İlk manifesto; Kürt sorununu nasıl ortaya çıkaracak, herkesin anlamasını nasıl sağlayacak, Kürt sorununu bu temelde nasıl gündeme getirip, çözüm geliştirecek, üzerineydi. Bu büyük bir moral ve heyecan yaratmıştı. Bu temelde bir mücadele geliştirildi. Bir halk ölümden döndü, dirildi, ayaklandı. 12. Kongre, atılan bu hamleleri daha büyük bir aşamaya getirdi, derinleştirdi.
Küçük bir grupla başlayan Hareket, şu an dünyaya ulaşmış durumda, evrenselleşen bir Hareket oldu. Sadece Kürt sorununu esas almıyor, insanlığın da özgürlük ve demokrasi sorunlarını esas alıyor. Heyecanım ve coşkum bundan dolayıdır. Yokluktan evrensel bir duruma ulaştık. Herkes bugün Rêber Apo’nun geliştirdiği Hareket’i, Kürt halkını, Kürt kadınlarını örnek alıyor; sorunlarını Rêber Apo hakikati temelinde çözmek istiyor. Bizde moral ve coşku yaratan şey budur.
Bugün artık Kürt halkı öyle bir aşamaya gelmiş ki, Kürtler artık Ortadoğu’da istikrar gücüdür, değişim-dönüşüm gücüdür, demokrasi gücüdür. Bugün Ortadoğu’da kimse Kürtler olmadan bir istikrar sağlayamaz. Kimse Kürt olamadan Ortadoğu’da bir değişim gerçekleştiremez, demokrasi geliştiremez. Bu yolların hepsi Kürt halkından geçiyor. Kürt halkı istikrar gücü olmuşsa, değişim-dönüşüm gücü olmuşsa bu bize büyük bir moral ve coşku veriyor.
Bugün Ortadoğu’da temel bir değişim yaşanıyor. Bu değişimde Rêber Apo’nun, Kürt halkının, Kürt kadınlarının rolü esas ve öncü bir roldür. Ortadoğu’da gelişen değişim-dönüşüm sadece Ortadoğu çerçevesinde kalmıyor. Tüm dünyayı etkileyecektir. Çünkü Ortadoğu bu dünyanın temelidir. Burada yaşanacak bir değişim, dünyayı da etkileyecektir. Bundan daha büyük bir coşku ve moral olamaz.
İKİNCİ MANİFESTOYU GELİŞTİRİYORUZ
Başlangıçtaki paradigmamızla, ilk manifestomuzla Kürt kimliği, Kürt halkı, Kürt toplumu oluştu. Özgürlüğe aşık bir toplum oluştu. Her koşulda özgürlük için mücadele yürütecek bir halk oluştu. Bu temelde şu an yeni bir paradigma, ikinci manifestoyu geliştiriyoruz. Bu paradigma ve bu manifesto sadece Kürt sorununu değil, Ortadoğu halkının, insanlığın sorunlarını çözmek istiyor. Rêber Apo artık sadece Kürt halkına önderlik etmiyor, tüm halklara, insanlığa önderlik ediyor. Kürt halkı, Kürt kadınları tüm halklara örnek oluyor. Bu temelde hamle geliştiriliyor. Bu da bize büyük bir moral ve heyecan veriyor. Apocu Hareket gerçekliği nedir? Daima kendi içinde devrim yapmaktır. Daima yenilenmeyi geliştirmektir. Bu yüzden Kürdistan çerçevesinden çıkıp evrensel bir çerçevede yaşanıyor. Bunun için herkes Hareket’i örnek alıyor, esas alıyor. Apocu Hareket dediğim gibi küçük bir grupla başladı bugün evrensel aşamaya ulaştı.
Atılan adımlar çok tarihi ve çok büyük adımlardır. Sadece Kürt halkının taleplerini değil, Ortadoğu halklarının, insanlığın taleplerini yerine getirmek istiyor. Bu düzeyde hareket ediyor. Bu da elbette ki bizde büyük bir coşku, büyük bir istek yaratıyor.
Arkadaşlar da söyledi; bu Hareket, bir gençlik hareketidir. Yani bir çözüm hareketidir. Bu Hareket’in hakikati budur. Bu yüzden her zaman su gibi akıyor; kimse önünü alamaz. Çıkışından günümüze kadar birçok kez önünü almak istediler, birçok saldırı oldu, müdahale oldu, komplo oldu fakat bu Hareket’in önünü alamıyorlardı. Hatta son süreçte de, Rêber Apo 12. Kongre’yi geliştirdiğinde, Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı yaptığında birçok müdahale gelişti. Hala da gelişiyor. Fakat bu müdahaleler fazla sonuç almıyor. Sonuç alan nedir? Rêber Apo’nun geliştirdiği mücadeledir.
Gerçek, hakikat göz önündedir. Kimse bunu inkar edemez. Eğer bir hareketin ideolojisi, felsefesi, hakikati her zaman değişimi esas alıyorsa, yenilenmeyi esas alıyorsa, daima halkının taleplerini, insanlığın taleplerini, umutlarını, amaçlarını esas alıyorsa kimse bu Hareket’e engel olamaz. Eğer bu Hareket bugüne kadar birçok mücadele geliştirdiyse, bedeller ödediyse, acılar yaşadıysa, büyük emekler verdiyse, komplolara, saldırılara karşı durduysa, bugün insanlığın umudu olduysa, bu Rêber Apo hakikati ile alakalıdır. Yürüttüğü felsefe ile, ideoloji ile, yöntemlerle, çizgiyle alakalıdır. Gerçek budur.
Cemil Bayık: Rêber Apo’nun hakikatini, gerçekliğini herkesin iyi anlaması gerekir. Rêber Apo sadece Kürt halkı için değil, Ortadoğu halkları ve insanlık için sorunun çözümünü esas almıştır. Bunun için de adımlar geliştiriyor. Rêber Apo hem kendinde değişim-dönüşümü geliştiriyor hem Hareket’te hem halkta. Bu Rêber Apo’nun hakikatidir, Apocu Hareket’in hakikatidir. Rêber Apo Kürt sorununu nasıl siyasi ve hukuki zemine taşıyabileceğine, sorunu bu temelde çözeceğine dair bazı adımlar attı. Tarihsel bir sorumluluğu omuzladı, o adımları attı. Rêber Apo bu adımlarda ciddidir. Ve ciddi adımlar atar. Hareketimiz de Rêber Apo’yu esas alır, bu temelde adımlar atar. Burada Rêber Apo ne yapacak? Açıktır; sorunu siyasi ve hukuki temelde nasıl geliştirecek? Bu doğrultuda geliştirecek. Bunun programı, örgütlenmesi, mücadelesi nedir? Bu temelde Rêber Apo şimdi üzerinde duruyor. Bazı öngörülerini kongreye de sundu. Hatta dedi ki “Bu bir çerçevedir. Bu çerçevede sizin yoğunlaşmanız gerekir, ben de yoğunlaşıyorum. Atılımı gerçekleştirin” dedi.
BAZI TARTIŞMALAR SÜRECE HİZMET ETMİYOR
Asıl söylemek istediğim nedir? Birçok değerlendirme oluyor. Hem Türkiye’de hem de dünyada oluyor. Türkiye’de yaşanan bazı tartışmalar hizmet etse de bazı tartışmalar gerçekten çarpıtıyor. Kürtler ve Türklerin tarihi iyice incelenmelidir. Kürtler ve Türkler ne zaman ittifak yapmışsa hem Türk halkı hem de Kürt halkı sonuç almıştır, ilerleme, zafer yaşanmıştır. Bu ittifakta zayıflama, esneme yaşandığı zaman ya da ittifak bozulduğu zaman halklar sorun yaşamıştır. Hem de çok ağır sorunlar yaşamıştır. Birçok şeyi kaybetmiştir. Bu da Ortadoğu halkları üzerinde olumsuz bir etkide bulunmuştur. Bu bir gerçektir. Yani ben uzunca üzerinde durmak istemiyorum. Osmanlının son zamanlarında Misak-ı Milli vardı Türkiye’de. Misak-ı Milli ile ne geliştirilmişti? Misak-ı Milli toprakları Kürtlerin ve Türklerindir. Her ikisinindir. Öyle kabul edilmişti. Bu temelde de Kürtler ve Türkler bir mücadele yürüttü. İşte Mustafa Kemal Erzurum’da başladı, Sivas ve sonrasında Türkiye meclisi kuruldu. Bu süreçte başta ne var? Kürt-Türk ittifakı var, kardeşlik var, birlik var, birlikte mücadele etme var. Ama Türkiye devleti resmi kurulduğunda bu ittifak unutuldu. Hatta o Kürtlerin ve Türklerin ortak toprağı idi ama devlet kurulduğunda Kürtler dışlandı, inkar edildi. Sanki Kürtler hiç yokmuşçasına… Peki o Kürtlere ne oldu?
TÜRK-KÜRT İTTİFAKINI BOZANLAR SORUMLUDUR
Tarihte Sultan Sencer’den tutun Mustafa Kemal’e kadar ittifaklar var. Bu ittifaklarla Türkiye halkları adımlar atmış, sonuçlar almış. Kürtlerin yardımlarıyla, ittifakıyla bunlar yapılmış. Ancak devlet kurulduğundan hemen Kürt yoktur diyecekler. Kürtleri inkar edecekler hatta Kürtleri ortadan kaldırmak isteyecekler. Yani bunlar ne kadar doğrudur? Peki Kürt’e ne oldu? Uzaya mı gitti, kayıp mı oldu? Peki bunca mücadele, isyan, serhıldanlar ne içindi? Peki ne için PKK kuruldu? Bunun eseridir. Eğer PKK kurulmuşsa demek ki bir sorun vardır. Kürt-Türk ittifakı bozulmuş, Kürt inkar edilmiş, Kürt’ün üzerinde inkar ve imha politikası yürütülmüş, Kürt de bunu kabul etmemiş, buna karşı çıkmış. Onca serhıldan olmuşsa bu nedenle olmuş. PKK’nin oluşumu bunun eseridir.
Rêber Apo, PKK, Kürt meselesini şöyle karşısında bulmuştur. Rêber Apo’nun üstüne atmışlar, Kürtlerin üzerine atmışlar; Rêber Apo da, Kürtler de bunu çözmek istemiştir. Bunu gerçekleştirmek için de mücadele yürütmüş. Yani bundan PKK sorumlu değildir; bu tarihsel ittifakı, kardeşliği bozanlar sorumludur. Rêber Apo, işte bu ittifakı yenilemek istiyor, ayakları üstüne oturtmak istiyor. Yaşanan sapmayı düzeltmek istiyor. Yapmak istediği budur. Şimdi bazıları bunu anlıyor, bazıları tartışıyor fakat bazıları da tartışmanın önünü kapatıyor. Herkesin serbestçe tartışmasına izin vermiyorlar. O önünü tıkayanlar da, o kendini daha çok demokrat görenlerdir. Kendisini demokrat olarak görenlerin tartışmanın önünü almaması gerekir. Açık olmalılar. Türkiye’nin buna ihtiyacı var. Şu ana kadar önü kesildi; Türkiye ne kazandı? Bir şey kazanabildi mi? Uçurumun kıyısına geldi. Şimdiye kadar yürütülen siyaset iflas etti. Artık siyaseti yürütemiyorlar. Yani artık insan o saptırmalarda, çarpıtmalarda ısrar etmemelidir. Tartışmanın önünü almamak gerekir. Herkes düşüncesini söyleyebilmelidir. Ve öyle ezbere de konuşmamak gerekir. İşte televizyonlara çıkıyorlar, bazıları gazetelerde yazıyor. Yani Misak-ı Milli’yi inkar ediyorlar. Misak-ı Milli, Kürt-Türk ittifakıdır. Orada ne var? O topraklar Kürtlerin ve Türklerin topraklarıdır. Peki neden bunu inkar ediyorlar?
TÜRK-KÜRT HALKI KAZANIRSA ORTADOĞU HALKI DA KAZANIR
Türkiye toplumuna da “Misak-ı Milli’yi koruyoruz” diyorlar.
Onu diyorlar ama Misak-ı Milli benim dediğim gibidir. Neden bunun dışında hareket ediyorlar? Neden Mustafa Kemal Ankara’da, İstanbul’da başlamadı da gelip Erzurum, Sivas’ta başladı ve sonra meclisi kurdu? Kürt-Türk ittifakı üzerinden kurdu. Kürdistan’ı, Kürtleri esas aldı. Eğer bu olmasaydı, Türk devleti oluşur muydu? Oluşamazdı. Bunun üzerinde devlet oluştu, sonra da Kürt’ü inkar et hatta ortadan kaldırmak iste! Elbetteki bu kabul edilmezdir. Bu tartışmaların geliştirilmesi gerekir. Tartışmadan korkmamak lazım, tartışmanın önünü almamak lazım. Böyle konuşmamak, değerlendirmemek gerekir. Bu nedenle Rêber Apo’nun geliştirmek istediği süreç, tarihte Kürtler ve Türkler arasında gelişen ittifakı düzeltmeye yöneliktir, tarihi düzeltmedir. Kardeşlik, ittifak öyle oluşur. Bununla Türkiye halkı, Kürt halkı kazanır. Türk-Kürt halkı kazanırsa Ortadoğu halkı da kazanır. Rêber Apo’nun barış ve demokratik toplum atılımı sadece Kürt ve Türkler için değildir; türm Ortadoğu içindir, tüm insanlık içindir. Bu nedenle benim çağrım, Rêber Apo’nun yaptığı çağrıyla geliştirmek istediği, PKK’nin kendi kongresinde aldığı kararları iyi anlamalılar. Nasıl anlayacaklar? Yani Türkiye’de demokratikleşme gelişecek, demokratik bir toplum oluşacak. Bu, herkesin hizmetine girecek. Sosyalist, demokrat, aydın, liberal herkese kazandıracak. Bu nedenle herkes bunda yer almalı, ona hizmet etmeli ki, Rêber Apo’nun geliştirdiği çağrı, o temelde PKK’nin aldığı kararları kazanabilsin. Eğer kazanırsa herkes kazançlı çıkar.
Şimdi biz bu temelde yürütüyor, bu temelde çalışıyoruz. Herkese çağrım, önyargılarınızı bırakın, düşmanlığı bırakın. Öyle bir yapın ki gerçekten bir kere daha Kürt-Türk ittifakını kardeşlik, demokratikleşme, eşitlik üzerinden geliştirin. Bu herkese kazandıracaktır.
1924’te Türkiye devleti resmi olarak kuruldu. Onunla başlayıp Kürtleri inkar ettiler, Kürtler üzerinde inkar imha siyaseti yürüttüler.
Yani yasallaştırdılar mı?
Resmileştirdiler, yasallaştırdılar. Bu temelde tarihi yürütüyorlar. Bunun için Kürt’ün karşısında duruyorlar. Kürt diyor ki biz birlikte bu ülkeyi kurduk, burası benim de ülkem, benim de hakkım var bu ülkede, kendi kimliğimi, kültürümü hakkıyla yaşayabilirim. Bunun için mücadele yürütüyor. Diyor sen teröristsin, ülkeyi bölüyorsun. Terör yapanlar, ülkeyi bölenler kendileridir, Kürtler değildir. Kürtler yaratılmış olan parçalanmışlığı ortadan kaldırıyor. Türkiye için, Türkiye halkı, Ortadoğu için büyük bir hizmet ediyorlar. Yaşanan parçalanmışlığı ortadan kaldırmak istiyorlar. Herkesin kendi kültürü, kimliği, değerleri ile özgürce yaşayabilmesi için. Demokratik bir toplum oluşsun, o toplumda herkes kendini özgürce ifade etsin diye. Kürtlerin geliştirdiği mücadele bu temeldedir. Kürt’ü inkar eden, en büyük zararı Türkiye’ye veriyor. Onlar Türkiye’yi bölüyor. Kürtler hiçbir zaman bölmeyi esas almamıştır; tarihi iyi araştırın, Sultan Sencer’den Mustafa Kemal’e değin hep ittifak yapmış, hep Türkiye halkı ile birlikte mücadele etmiştir, savunmuştur. Misak-ı Milli’yi bir kenara iten kimdir? Kürtler değildir. İttifakı bir kenara iten, Kürtleri inkar eden kimdir? Bunlar iyice sorulmalı. Bu tartışmalar doğru tartışılmalı. Eğer Türkiye için, Türkiye halkı için bir amaçları varsa tarihe doğru yaklaşmalıdırlar.
1924’te inşa edilen zihniyet aslında ondan önce olsaydı, Kürt-Türk ittifakı da olmayacaktı…
Zaten 1924 öncesi Kürtler ve Türkler arasında ittifak vardır. Misak-ı Milli’yi ortak toprak sayıyorlar. Hem Kürtlerin hem Türklerin toprağıdır. Yapılan mücadele de Kürtler ve Türklerin adına gelişiyor. Kurulduğunda da Kürt ve Türkler adına kuruluyor. Belgeleri de vardır, çok sayıda belgesi de vardır.
Atatürk’ün konuşmaları da var.
Birçok konuşma var. Doğrusu budur. Şimdi Rêber Apo, Kürt halkı, tarihi ayakları üstüne oturtmak istiyor. Yaptığı da budur. Bundan herkesin memnun olması gerekir.