Şengal fermanı ve sonrası
Şengal’de yaşanan jenosidin üzerinden 9 yıl geçti. Bu yılların iyi bir muhasebesinin yapılmasına ihtiyaç vardır.
Rauf Karakoçan
Şengal’de yaşanan jenosidin üzerinden 9 yıl geçti. Bu yılların iyi bir muhasebesinin yapılmasına ihtiyaç vardır.
- Êzîdî Fermanı son yüzyılın yaşanmış en kanlı olaylarından biriydi. DAIŞ çeteleri bir inanç topluluğunu tümden yok etmek için saldırdıklarında onları durduran hiçbir güç yoktu. Dünya bu soykırımı uzaktan sarsılarak izledi.
Fermanı durdurmak için çar-naçar Şengal’e çıkarma yapan PKK gerillaları, Şengal’de yaşayan her inançtan her kültürden halkın mutlak soykırımını önledi. Hem de çok ağır bedeller vererek durdurdu. Ardından açılan insani koridordan yüzbinlerce kişiyi tahliye etmeyi başarmış ve halkı güvenlikli alanlara ulaştırmıştı. İlk günden bugüne 500’ye yakın komutan, savaşçıyı şehit verme pahasına Şengal halkına sahip çıkmaya devam etmektedir.
Şengal’deki halkların, köleleştirilen kadınların, katledilen her kesimden insanın intikamı fazlasıyla DAIŞ’ten alınmıştır. DAIŞ’ın ilerlemesi önce Kobane’de kesildi, sonra Raaqqa’da gücü kırıldı, daha sonra da Baxoz’da kökü kazıldı. DAIŞ’a karşı mücadelede binlerce şehit, on binlerce yaralı verilmiştir. DAIŞ’ın varlığı tümüyle nihayete ermese de tehlike olmaktan çıkarılmıştır. DAIŞ dünyanın geneli için de bir tehdit olmaktan çıkarılmıştır. Bu anlamda dünya insanlığı PKK’ye ve Rojava devrimine çok şey borçludur. Bu fermanın direnme, mücadele etme boyutudur. Aynı zamanda tarihin akışını değiştiren bir yönüdür.
Fermanın başka bir boyutu ise DAIŞ çeteleri üzerine hesap kuranların, onları kullananların DAIŞ’ın devamı niteliğinde yaptıkları saldırılardır. Bu boyutun temsilini faşist Türk devleti yapmaktadır. DAIŞ’ı koruyup kollayan, artıklarına kol kanat geren, gerektiği yerlerde kullanan, Rojava’yı işgal ederek onlara alan açan, himaye eden güç, diktatör Erdoğan iktidarıdır. PKK’ye karşı bütün coğrafyalarda günübirlik PKK’ye saldırmayı sürdürmektedir. Uluslararası boyutta hem sahada hem de masada PKK ve Kürt düşmanlığını yoğunlaştırarak devam ettirmektedir.
Bir boyutu daha var ki, insanı insanlığından utandıran tarafıdır. Fermanda katledilmiş ve halen toplu mezarlarda çıkarılmayı bekleyen binlerce şehit, demir kafes içinde yakılan kadınlar, savaş ganimeti olarak kaçırılıp köleleştirilen, alınıp-satılan-tecavüz edilen 4 bine yakın kadın, mülteci durumuna gelmiş 400 bine yakın insan, harabeye dönmüş köylerin ve kasabaların durumu halen ortadayken, fermanın yarattığı bu acı travmalar ve trajediler henüz bitmemişken, yaralar kapanmamışken gözünü fermanın rantına dikmiş aşağılık yaratıkların durumudur.
Bu yeni türden mezar soygunculuğunu yapan da KDP’dir. Şengal hakkında yalandan tarih türeterek savaştıklarını iddia ederek Şengal üzerinde hak talep etmektedir. Bunu hem de gözü kara bir biçimde hiçbir ilkeye, etik kuralla bağlı kalmadan yapıyor. Türk devletiyle kol kola, omuz omuza girerek Şengal’de insan avına çıkarak yapıyor. Onlarca Êzîdî evladını katlederek, PKK gerekçesi üzerinden Şengal öz savunma güçlerine ve özerk yönetime saldırarak yapıyor ve yapmaya da devam ediyor.
KDP’nin rant devşirme kaynakları oldukça fazladır. Êzîdî ruhani liderlerini etkilemekle, çadır kamplarda yaşayan 200 bine yakın mülteciyi kullanmakla, uluslararası fonlardan Şengal için gelen yardım fonlarına konmakla, Êzîdîlerden kendisine Peşmerge devşirmekle, ajanlaştırmakla, ekonomik, siyasi, diplomatik çıkarlarına uygun fermanın oluşturduğu duygusal atmosferden yararlanacak kadar doymazlık içindedir. Tabi ki en önemlisi PKK karşıtlığı temelinde Êzîdî halkını kendisine çekerek halkı bölmeye çalışması da işin cabası.
Bireysel çıkarları için KDP’ye yamanmış Êzîdîlik üzerinden semirenler de az değildir. Kendi çıkarlarını halkın çıkarları önüne koyarak Êzîdîlik üzerinden geçinenler ve bunu PKK’ye saldırarak yapmaya çalışanlar da KDP’nin temsil ettiği kategoride yer almaktadırlar.
Fermanın dokuzuncu yılına girdiğimiz bu günlerde Şengal sorunu ve Êzîdîlerin belirsizliği devam etmektedir. Irak devletiyle ilişkilerde istenen sonuç henüz alınmış değildir. Şengal, siyasi statüye kavuşturulmadığı müddetçe, sorunlar çözülmeyecektir. Öz yönetim ve öz savunma olmazsa olmazlarındandır ve asla taviz verilemez. Fermandan çıkarılması gereken en önemli ders fermana bir daha geçit vermemek olmalı.
9 Ekim 2020’de dayatılan ihanet anlaşmasıyla KDP’nin alana dönmesi sağlanırsa Şengal’e Türk devletinin yerleşmesine yol açılacaktır. KDP, Türkiye ortaklığı artık bir kader ortaklığına dönüşmüştür. KDP’nin olduğu yerde Türk devleti de var demektir. Medya savunma alanlarında, aynı mevzide, aynı karakolda, aynı askeri formayı giyerek yan yana durdukları malumdur.
KDP bayrağını Efrin’de sallıyorsa Türk kontrgerillaları güneyin her tarafına bayrak sallıyor. Şehirlerde infaz yapıyor. Şengal düşerse benzer bir durum Şengal’de de beklenmelidir. Bu nedenle Şengal halkı yeni bir fermanla karşı karşıya kalmamak için öz yönetimlerini, kurumlarını, kadın-gençlik çalışmalarını kısacası halk çalışmalarını, kitle örgütlenmelerini azami derecede geliştirerek saldırılara karşı durması gerekiyor. Öz savunmasını bir daha asla başka bir güce, özellikle KDP’ye bırakmaması gerekir. Hatta jenosit, soykırım saldırıları, savaş suçları ile ilgili davacı olmalıdır. ‘Şengal’i savunmasız bırakarak fermana yol açma, halkın güvenlikli alanlara, dağa çıkmasını engelleme’ suçu sabit bir suçtur. Bunun hesabını mutlaka sormalıdırlar.
Fermana rağmen, iç ihanetlere ve dış saldırılara rağmen Şengal halkı mevcut direnişiyle onurlu bir yaşamı hak ediyor. Her zamankinden daha fazla kazanımlara sahip bir duruma gelmiştir. Başarmak için hedefe çok daha yakındır. Ferman kurbanları ve bütün Şengal şehitlerini bir kez daha saygıyla anmak ve aramak gerekir.