Suriye iç savaşında çözümsüzlük çözümü

0

Rauf KARAKOÇAN

Suriye’de iç savaşın başladığı 2011 yılından beri yapılan bütün askeri, siyasi müdahaleler bölge halklarının çıkarına olmamıştır. Ürdün sınırındaki Dera kentinde iç savaşın ilk kıvılcımları çakıldığında işlerin bu kerteye geleceğini ve uluslararası bir boyut kazanacağını kimse tahmin etmemişti. Dera’daki protesto gösterilerine Suriye rejimin müdahalesi sert oldu ve 4 gösterici yaşamını yitirdi.  Protestolara rejim güçlerinin silahlı müdahalesi işe yaramadı, olaylar durulmadı, tam tersine bütün kentlere yayıldı.

2012 yılının Şubat ayında Suriye meselesi Birleşmiş Milletler (BM) Güvelik Konseyi’nin gündemine geldi. Konseye özetle Esad’ın istifasını öngören bir tasarı sunuldu. Rusya ve Çin tasarıyı veto etti. Ardından batılı ülkeler Suriye’deki muhalif gurupları destekleyip, çeşitli güçleri bir araya getirerek koalisyon kurdular. Zamanla gösteriler Suriye’nin geneline yayıldı. Halep başta olmak üzere birçok yerde çok şiddetli çatışmalar meydana geldi. Muhaliflerin hâkim olduğu Doğu Guta’da şiddet zirve yaptı. Şam merkeze yakın ve Şam yönetimini tehdit eder hale gelen Doğu Guta’ya 2013 yılında kimyasal silahlar atıldı. Suriye savaşı geri dönülmez bir noktaya taşındı. Aynı yılın Şubat’ında İran, iç savaşa dahil olduğunu duyuran ilk ülke oldu.

2014 yılı itibarıyla DAİŞ, gerçekleştirdiği kanlı eylemler, Irak ve Suriye’de ele geçirdiği topraklar ile adını sıkça duyurmaya başladı. Ve Suriye iç savaşının yarattığı kaos ortamından oldukça yararlandı. Suriye iç savaşı DAIŞ ile birlikte farklı bir mecraya taşındı. 2015 yılında ise Rusya savaşa müdahil oldu. Türkiye-KDP ve Katar ise başka bir kulvardan iç savaşa dahil oldular. Muhaliflerin bir kesimini finanse ettiler, eğittiler ve savaşa sürdüler.

Riyad, Müslüman kardeşlerden gelecek tehlikeleri bertaraf etmek için Ürdün üzerinden bazı muhalif gurupları destekleyerek savaşa dahil oldu. ABD ve batı zaten başından beri savaşın bir parçası haline geldiler. Rejimi düşürmeye çalıştılar. Suriye iç savaşı böylece uydu savaşları alanına döndü.

Kobane ve Raqqa direnişleriyle DAIŞ fiilen yenilgiye uğratıldı. Kürtler DAIŞ’a karşı mücadelede tarih yazdılar. DAIŞ ve benzeri çete guruplarının yenilgisinden sonra cihatçıların bayrağını Türk devleti aldı. İllegal İslami çete örgütlerin sözcülüğünü ve temsilciliğini faşist Erdoğan iktidarı üstlenmiş oldu. Çeteleri İdlib’de toplayarak onlara üs alanı oluşturdu. Carablus-Bab-Azez alanlarından sonra Êfrîn, Serêkanîyê ve Girê Sipî’yi işgal ederken, günümüze kadar da her türlü savaş suçunu işlemeye devam etti.

Yukarda özetlemeye çalıştığımız Suriye’nin durumunda çözüme dair kayda değer bir gelişme yaşanmış değildir. Siyasette de savaşta da ciddi bir tıkanma yaşanmaktadır. BM, Rusya, İran, ABD, Avrupa, Türkiye, Arap ülkeleri, Suriye rejimi velhasıl savaşa iştirak eden bütün müdahil güçlerin uzlaştıkları nokta çözümsüzlüktür. Çözümsüzlük bir çözüm olarak dayatılmaktadır. Sözde barış ve çözüm arayışları aslında bir yalandan ibarettir.

Senaryo çok ama çözüm yok

Son dönemlerde yapılan yorumları kısmen teyit eden gelişmeler olsa da aslında Suriye için aktif siyaset şimdilik Sümen altı edilmiş durumdadır. Sahadaki gelişmeleri okurken hesaba kattığımız güçler mevcut durumu kendi lehlerine çevirme mücadelesi içinde çaba harcamaya devam etmektedirler.

Türkiye-KDP-ENKS cephesi, Rojava devrimini boğma girişimleriyle meşgul. Esad’ı devirme senaryosunu rafa kaldırarak gerektiğinde Esad’la anlaşmayı göze alarak Rojava işgalini tamamlayarak kalıcı hale getirmeyi hedefliyor. Uzun lafın kısası özerk yönetimin varlığına son vermeyi hedefliyor.  Uygun konjonktürün yakalanması halinde yeni alanları işgal etme stratejisini devreye sokacaktır.  Misaki Milliyi  güney Kürdistan’ı ve Rojava’yı işgal ederek tamamlamak istemektedir.

Bölgede yaşanan bu kaotik ortam, DAIŞ’ın uyuyan hücrelerini yeniden aktif hale getirmektedir. Suriye’de, Irak’da giderek artan DAİŞ saldırıları da bunun br göstergesidir.

Birkaç gün önce QSD’nin Dere Zor’da başlattığı operasyon da DAIŞ’in saldırı ve saldırı hazırlıklarına karşı bir cevap niteliğindedir.

Suriye için öngörülen siyasi-askeri manevralarda Esad yönetiminin payına düşen ise her halükârda devre dışı bırakılmasıdır. Rusya ve İran’a dayanarak ayakta kalan Esad yönetiminin önündeki en gerçekçi alternatif, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimiyle varılacak çözüme kendisini yatırmasıdır. Aksi taktirde çözümsüzlüğün bir parçası olacak, belki de kaybettiği topraklarla sınırları değişecek, uzun vadede iktidarını kaybetmekten ve Suriye halklarına daha fazla acı yaşatmaktan başka işe yaramayacaktır.

Tek çözüm, ortak Suriye vurgusu altında dış güçlerin devre dışı bırakıldığı, Suriye halklarının özgür iradesini yansıtan, bir arada yaşama projesidir. Demokratik toplum inşasını gerçekleştirmektir. Gerisi çözümsüzlük çözümüdür.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.